İçeriğe geç

İç Anadolu Bölgesi’nde hangi şehirler var ?

Kayseri’de Bir Gün: İçimde Biriken Sessizlik

Kayseri’de 25 yaşında olmak bazen insanın içine sığmayan bir sessizlik gibi. Şehrin sabahları serttir; rüzgâr Erciyes’in eteklerinden inerken yüzüme çarpar, sanki “uyan” der gibi ama ben çoğu zaman uyanmak istemem. Günlüklerimde hep aynı cümleler dolaşır: “Bugün yine hiçbir şey tam olmadı.” Bu yarım kalmışlık hissi, İç Anadolu’nun dümdüz haritası gibi içimde uzanır gider.

Çalıştığım işten eve dönerken otobüs camından baktığımda Kayseri bana hem tanıdık hem de uzak gelir. Aynı sokaklar, aynı yüzler, aynı tekrar eden hayat… Ama içimde bir şey sürekli değişir. Sanki ben bu şehrin içinde değil de, şehir benim içimde taşınıyor gibi hissederim.

Şehirler arasında sıkışmış his

Bazen düşünüyorum: Ben gerçekten sadece Kayseri’de mi yaşıyorum? Yoksa zihnim, İç Anadolu’nun bütün şehirlerini aynı anda mı geziyor?

Çünkü içimde sadece Kayseri yok. Ankara’nın gri sabahları, Konya’nın sonsuz gibi duran düzlükleri, Sivas’ın sert kışları, Nevşehir’in taş kokan sabahları… Hepsi bir şekilde bende yaşıyor. Belki de bu yüzden kendimi hiçbir yere tam ait hissedemiyorum.

İç Anadolu Bölgesi’nde hangi şehirler var? diye başlayan o gece

O geceyi çok net hatırlıyorum. Defterimi açmıştım, başlık bile yazmadan kalemi elime almıştım. Dışarıda Kayseri’nin gecesi ağırdı, sokak lambaları sarı bir yorgunluk gibi yanıyordu.

Birden kendi kendime sordum: “İç Anadolu Bölgesi’nde hangi şehirler var?”

Sonra yazmaya başladım, durmadan, düşünmeden:

Ankara…

Konya…

Kayseri…

Eskişehir…

Sivas…

Aksaray…

Niğde…

Kırıkkale…

Kırşehir…

Nevşehir…

Çankırı…

Yozgat…

Yazdıkça içimde garip bir şey oldu. Sanki bu şehirler sadece haritada değil, benim içimde de bir yol haritası çiziyordu. Her isim bir anı, bir ihtimal, bir “keşke” gibi duruyordu.

O an fark ettim: Ben aslında şehirleri değil, kendi hayatımı listeliyordum.

Otobüs Yolculuğu: Kayseri’den Ankara’ya Uzanan Hatıralar

Bir hafta sonra Ankara’ya gitmem gerekti. Otobüse bindim. Cam kenarına oturdum. Çantamda birkaç kıyafet, kulaklık ve yine o defter vardı.

Kayseri’den çıkarken içimde garip bir heyecan vardı. Sanki ilk kez gerçekten uzaklaşacaktım. Ama aynı anda korkuyordum da. Çünkü bazı insanlar için gitmek özgürlük değildir; sadece yer değiştirmiş bir yalnızlıktır.

Yol boyunca şehirler geçtikçe içimde de bir şeyler değişiyordu.

Sivas ve Yozgat: Sert rüzgârların iç sesi

Sivas’a yaklaştığımızda camdan dışarı baktım. Bozkır uzanıyordu, sonsuz gibi. Sanki dünya biraz daha ciddi bir yere dönüşmüştü. Sivas bana hep hayatın “şaka olmadığını” hatırlatır gibi gelir.

Yozgat’a doğru ilerlerken içimde eski bir kırgınlık yükseldi. Sebebini bilmediğim ama hep taşıdığım bir kırgınlık… Belki çocukluğumdan kalan, belki de hiç yaşanmamış bir kaybın hissi.

O an defterime sadece şunu yazdım: “İnsan bazen neden üzgün olduğunu bile bilmiyor.”

Nevşehir: Taşların içindeki sessizlik

Nevşehir’den geçerken peribacaları aklıma geldi. Orayı gördüğümde hissettiğim şey hep aynı: zamanın yavaşladığı bir yer. Taşlar bile sabırlı gibi.

O an düşündüm, ben neden bu kadar acele içindeyim? Neden sürekli bir yere yetişmeye çalışıyorum? Belki de içimdeki asıl sorun buydu: duramamak.

Konya’nın genişliği ve içimdeki boşluk

Konya’ya dair hislerim hep karışıktır. Genişlik bazen huzur verir, bazen insanı kaybolmuş hissettirir. Otobüs Konya ovalarından geçerken içimde garip bir boşluk oluştu.

Sanki dünya büyüyor ama ben küçülüyordum.

Defterime yazdım: “Büyüdükçe daralıyorum.”

Konya’nın düzlüğü bana hayatın da bazen böyle olabileceğini gösterdi. Ne iniş var ne çıkış… Sadece devam etmek var.

Eskişehir’de kısa bir umut molası

Ankara’dan önce Eskişehir’den geçerken içimde küçük bir şey değişti. Şehir daha genç, daha canlı geldi bana. Sanki herkes bir yerlere yetişmiyor da sadece yaşıyormuş gibi.

Bir gün orada durmayı düşündüm. Belki başka bir hayat mümkün olabilirdi.

Kafamda bir cümle döndü: “Belki de her şey Kayseri’de kalmak zorunda değildir.”

Bu düşünce beni hem heyecanlandırdı hem de korkuttu. Çünkü alıştığım şeylerden vazgeçmek, en zor olanıydı.

Istanbulinn sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “İç Anadolu Bölgesi’nde hangi şehirler var” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Dönüş: Kayseri’ye ve kendime

Ankara’daki işlerim bittiğinde geri döndüm. Otobüs yine aynı yoldan geçti. Ama bu sefer ben farklıydım.

Şehir isimleri tekrar geçti önümden:

Kırıkkale…

Yozgat…

Sivas…

Nevşehir…

Kayseri…

Her biri artık sadece bir şehir değildi. Bir duyguya dönüşmüştü.

Kırıkkale bana aceleyi,

Yozgat içsel sessizliği,

Sivas dayanmayı,

Nevşehir sabretmeyi,

Kayseri ise geri dönmeyi hatırlatıyordu.

Kayseri’ye varış ve içimdeki değişim

Şehre girdiğimde akşam olmuştu. Erciyes yine uzakta duruyordu. Ama bu kez ona farklı baktım. Sanki beni yargılamıyordu.

İçimde büyük bir hayal kırıklığı vardı, çünkü gittiğim hiçbir yerde kendimi tamamen bulamamıştım. Ama aynı zamanda küçük bir umut da vardı: belki de aradığım şey bir şehir değildi.

Belki de aradığım şey, kendimi taşıyabilmeyi öğrenmekti.

Defterimi açtım, son bir cümle yazdım:

“İç Anadolu’nun şehirleri değişmiyor, ben değişiyorum.”

Ve o an anladım ki, İç Anadolu Bölgesi’nde hangi şehirler var sorusu aslında sadece coğrafi bir soru değildi. Bu soru, benim içimde dolaşan bütün yolların adıydı.

Sitemizden Önerilen: İslam Azad Üniversitesi nerede ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://paylasimforum.com https://gimatic.com.tr https://solenenerji.com.tr Sitemap
https://ilbet.online/famecasino girişgrandoperabetwww.betexper.xyz/